Memur

Şehir meydanından geçiyordu. Şöyle bir etrafıma bakınmayı denedim. Seyyar satıcılar, esnaf lokantaları, 7/24 açık olan mağazalar. Bunlar içinde kadınlar, çocuklar, erkekler. Herkes sürekli meşguldü. Sürekli yapacak bir işleri vardı. Oysaki benim yapacak hiçbir işim yoktu. Bugün Cuma günüydü. Hiçbir şey yapmak istemiyordum. Lojmana gidip ayaklarımı uzatıp televizyon izlemek istiyordum. Memurluk ne zor işmiş. İlk haftadan pestilim çıktı. Aç olduğumu idrak ettim. Tramvaya binmeden  iki ekmek almam lazım diye düşündüm. Menemen kırardım kendime ekmekle karın doyardı. Hızlıca oldukça bilinen bir süper markete koşar adım yürümeye başladım. Eskiden bakkallar vardı şimdi ise bu tarz zincirler. Niye süper deniyor ki bu marketlere? Markete girdim meşhur iki kapıdan geçtim. İki ekmek alıp çıkmam lazımdı.   Genede etrafa gözümün ucuyla bakındım. Çok ekstra bir şey yoktu. Her yerde olan standart ürünlerdi. Belliki gene zam yapılmıştı ürünlere. Kasaya hızlı hızlı yürüdüm.  Kasada orta yaşlarda bi adam kredi kartından ödeme yapıyordu. Sonra birdenbire elektrik gitti. İçimden okkalı bir küfür savurdum. Tramvay yerine otobüs ile gitmek zorundaydım. Ve adamı parasını ödemesi için beklemek zorundaydım. Cep telefenomu çıkardım. Otobüs saatine baktım. On dakika vardı bir dahaki otobüsde bir saat sonra kalkıyordu. Karabulutlarda  yağmurun haberini veriyordu. Durağın konumuna baktım koşmaya başlasam anca yetiştirdim. Bir saat  yağmurun altında kalamadım. Ekmekleri kenara bıraktım. Koşarak kapıdan çıktım. İnsanları yara yara koşuyordum.  Ara sıra küçük çocuklarına çarpıyor kadınları korkutuyordum.  Nihayet caddenin sonuna vardım. Durağa ulaştım. Baya ıslanmıştım. Otobüs halen gelmemişti. Yoksa gitti mi diye düşündüm. Sonra benle beraber durakta bekleyen yanımdaki gençlere sormaya karar verdim:
---Gençler 17.10 geçe otobüsü kalktı mı?
---Yok 1 2 dakikaya gelir. 
Dedi delikanlının teki. 
Bende sakince beklemeye başladım. Telefonu çıkardım sosyal medyada geziniyordum. Daha dün asgari maaşla işe giren arkadaşım bugün aldığı yeni telefonu ile fotoğraf atıyordu. İnsanlar nasıl maaşlarını yetiriyordu. Ben memurdum. Lojmanda kalıyordum. Ay sonunu çıkartmak için bin tane hesap yapıyordum. Biraz daha kaydırdım. Takip ettiğim fakat bana pek yüz vermeyen bir kadının profiline girdim. Zaten o sırada otobüs geldi. Kapıya doğru yöneldim. Bastım kartı. Geçtim tabiki yer yoktu ayakta kaldım. Dayılar amcaların ergenlerin terli bedenleri arasında  kendime uygun bir yer aramaya çalıştım. En arka boştu sırtımı duvara verdim. Açtım haber okumaya başladım. Gene her gün ki şeyler söyleniyordu. Her alanda çok ilerleme kaydettik. Şöyle büyüdük böyle büyüdük. Bunun aksinide iddia edemiyorsun artık bu ülkede. İnternette bile sadece parti kurmaylarının demeçleri vardı. Muhalif medya göstermelik vardı. Daha fazla canımın sıkılmasını istemediğinden telefonu cebime koydum. Zaten üç durak sonra ben inicektim. Birden  patlamaya benzer bi ses geldi sarsıldık. Teker patlamıştı. Yolcuların otobüsden inmesi için anons geçti şoför yeni bir otobüs gönderilecek dendi ben onu bekleyemezdim. İndim otobüsden koşmaya başladım çamur birikintilerinden sekiyor hızlandıkça hızlanıyordım. Heryerim çamur olmuştu. Ama lojmanın kapısına varmıştım. Açtım ikinci kata çıktım. Dairenin anahtarıyla kapıyı açtım. Üstümdekileri çıkarmadan duşa yöneldim. Duştan sonra oturup bunları yazdım. Bunları art arda gelmiş kötü talihsizlikler olarak düşünmeyin haftada iki üç kez bunları yaşıyorum en az. Bilmiyorum buna ne kadar dayanabilirim.

Yorumlar