Sıkıntı
Pazar sabahı oturup çalışmam lazım. Son yazımı hala dergiye veremedim. Galiba yetişmeyecek. Varsın yansın. Zaten hiç kimsenin okumadığı bir dergiye yazıyorum. Acıktım. Biraz atıştırsam mı? Atıştırmak bu ne biçim bir tabir nereden türemiş olsa gerek? Atışmak atıştırmak aklıma mantıklı bir etimolojik açıklama gelmiyor. Bunu da TDK düşünsün. TDK sahi şu an ne üzerinde çalışıyor acaba? Hava da puslu. Bir tur atayım en iyisi dışarıda. Paltomu giyip çıkayım dışarısı soğuktur. Pazar günü olduğundan tek insan yok dışarıda. Caddeden yukarı doğru çıktığımda iki tane yaşlı adama rastlıyorum. Yanlarından usulca geçerken birinin suratı gözüme çarpıyor. Şu yaşlı amca dedeme ne kadar benziyor. Arkamı dönüyorum. Tekrar kontrol ediyorum. Rahmetliye benziyor hakikaten. Yok o öldü. O olamaz. Ama dedem sırf beni dövebilmek için hortlar elinde imkanı olsa. Küçükken çok sopasını yedik ben ve abim. Ben on yaşlarımdayım. Camide çorapla top oynuyorduk. İmam cemaat kızmadı. Bunun he...