Bitmeyen Hikaye

 Puslu bir akşam oturduğum dairenin camından bakıyorum. Sessizlik hakim  tüm sokağa. Bu sessizliği bozacak tek bir kedi köpek sesi yok. Bende çayımla sokağı izliyorum. İnsanlar işlerine gidiyor geliyor. Hepsinin kendine göre meşguliyeti var.  Acele ediyorlar acaba nereye yetişecekler ki. Mesela şu  pembe pardösü giymiş esmer kadın ne hikayeler vardır hayatında. Belki de bir iş görüşmesine gidiyor. İş arıyordur. Çünkü elinde bir şeffaf dosya var. CV'si olsa gerek o dosya. O iş için gittiği yerde bir kabalığa uğrasa ya sinirlense günü berbat olsa. Sonra birde arabaya vurup trafik kazası yapsa. Aman ben ne diyorum kadına durduk yerde  kaza yaptırdım. Zavallı kadını bırakayım da iş görüşmesine geç kalmasın. Ben şu  dilenen yaşlı adama bakayım. Acaba o nasıl dilenmeye başladı? Onun içinde bir iki kelam edeyim. Bu yaşlı adam  bir dönem Almanya'ya göçen bir gurbetçi orada bir kaç yıl çalıştı. Parayı biriktirip Türkiye'ye dönüp ailesine on dönüm tarla aldı. Arta kalan parayla beşik kertmesiyle evlendi. Mutlu bir evlilikleri vardı. Üç çocukları oldu. Çocuklarının ikisi kız biri oğlan. Oğlan babasının yolunu takip etti gurbete gitti. Kızların biri erken yaşta öldü. Diğer kız yurtdışında evlendi. Bu adamcağızda aç bil aç sokağa düştü.  Oğlan veya kız babasının halini duysa yanına alır babalarını. Fakat gariban pek gururludur. Yük olmak istemez. Dilenciyi de kenara bırakalım şimdi. Ben gene saçmalıyorum bu hikayeleri kimse okumayacak olsun keyfi yazıyorum. Gidip uyku çekeceğim birazdan rüya görürsem yazarım. Bir dakika kapıyı çalıyor. Hemen açıp geliyorum.  Açınca kapıyı ne gördüğüme inanamayacaksınız. Daha demin hikayesini yazdığım dilenci benden  evin internet şifresini istiyor. Çünkü Almanya'daki oğlu ile görüşecekmiş internet üzerinden. Yoksa yazdığım şeyler gerçek mi oluyor? Ne garip rastlantı. Adam bunları söyleyince bir şey diyemedim  buyurun demekle yetindim. Adam içeri buyur ettiğim için sevindi. Ben adama  direk aklımda beliren soruyu sordum: ”Kaç çocuğunuz var?”  İki  bir oğlan bir kız, dedi. Neler oluyor rastlantıdır bunlar umarım.  Bu sırada haberleri açtım. Kafamı dağıtmak için. Bir trafik kazası haberi. Hem de pembe pardösülü esmer kadın. Aman Allahım neler oluyor? Yazdığım her şey tutuyor. Dilenci adama birkaç soru sordum. Hayat hikayesi birebir tutuyor. Bir deneme daha yapacağım şu an. Hava açık ama birazdan fırtına çıkacak. Nasıl yani birden rüzgar esmeye başladı? Ben rüyada mıyım? Yoksa bir simülasyonda mıyım?  Kadına araba çarpsada burnu  bile kanamadan hayatta kalacaktır. Hikayelerim çok okunan bestseller olan nobel ödüllü bir yazarım bundan sonra.  Şimdi bunu kontrol etmek için kendi adımı google da aratıyorum. Evet nobel ödülüm var. En genç nobel ödülü alan insan olmuşum. Ama bu yalan biliyorum. Ne olacak eğleneyim biraz daha? Şimdi elimdeki bu kuvvetle savaşlar çıkarabilir ülkeler bölebilirim. Ama buna gerek yok biraz daha eğleneceğim sadece. Yarını ulusal aylaklık günü ilan ediyorum gezin dolaşın okullar işyerleri kapalı. Hemen ertesi günde seçim mi koysam bilemedim.   Yok tarihin akışıyla oynamamam gerek ya da azıcık oynasam mı? Peki zaman yolculuğu yapabilir miyim? Mesela şu an 2077 deyim desem. Video oyunların elde ettiğimiz bilgilere göre daha güzel bekliyordum 2077 yi ama baya  kocaman bir çöplüğe dönmüş dünya. Vazgeçtim 2021 yılındayım. Şu an masamın üstünde bir paket  puro vardır umarım. Evet yakayım keyfe devam. Şimdi bugün kocaman bir festival düzenlensin adıma Kadıköyde. Evet halk tarafından seviliyor ve anlaşılıyorum. Küçük bir ütopya yarattım. Kendime ha bu arada  bütün leş kitapları ve filmleri de dünyadan yok ettim. Neyse ben festivale gidiyorum sizde geliyorsunuz tabi. Gelmeme şansınız yok.


Yorumlar