Yeryüzünde Cennet

Katil son işi bitirmek üzereydi. Kurbanı uykusundaydı bıçağı sapladı boynuna. Hiç tepki gelmedi. Nabzını tuttu  nabzı atıyordu birazdan ölür diye düşündü. Biraz bekledi. Gene baktı ölmemişti. Hiddetlendi. Bıçağı seri bir şekilde sokup çıkarmaya başladı. Ama ölmüyordu. Adam uyanır gibi oldu. Hemen odadaki dolaba girdi. Kurban hiçbir şey olmamış gibi gerilerek kalktı. Tek iz darbe yoktu. Katil  bu adamın bir evliya olduğunu düşündü. Ya da bıçak mı sorunluydu? Dolabın kenarına çizik atmayı denedi. Bıçak çiziyordu. Bıçağı kendi eline hafifçe sürttürdü. Hiç rahatsızlık duymamıştım. Bu sırada kurban dolaptan gelen sesleri duyunca direk dolabı açtı. Katili görünce korktu. Katil onu itti. Kurbanda kuvvetli bir adamdı. Boğuşurken pencere kenarındaydılar. Kurban olağanca gücüyle itekledi katili. Katil camdan düştü. Yere indiğinde   herhangi bir ağrısı yoktu. Bunlar olurken ana haber sunmaya  başlayacak spiker durumu nasıl izah edeceğini düşünüyordu. O da o gece kendimi asmaya çalışan kuzeni sayesinde durumu fark etmişti. Ölüm silinmişti dünyadan.  Bu haberi duyan yaşlı bir adam ağlamaya başladı kahvede. Belki tüm  gün ağladı.  Ona derdini soranlara ben toprak olmak istiyorum ölemiyorum dedi. Eve gittiğinde mutfağın dolaplarından birinden satırı aldı eline vurmaya başladı. Ne acı duyuyordu ne kan akıyordu. Ölemiyordu lanet olsun ki ölemiyordu. Bu dünyada bu rezalet yaşamı sonsuza kadar çekmekten çok korkuyordu. Bu sırada televizyondan başka bir haber veriliyordu. Silahların artık bir işlevi kalmamıştır an itibariyle bu  gerçekleştirilen deneylerle kanıtlanmıştır. Bu sırada haberi izleyen bir silah sanayisinin baba isimlerinden olan bir ceo dehşete düşmüştü. Eline prototipi aldı  çekmeceden bir şarjör aldı. Asistan kızı çağırdı içeriye hızla tetiği çekmeye başladı. Mermiler kızın üstüne gidiyor. Fakat kız sinek ısırığı kadar acı hissetmiyordu. Sanki ölüm değilde ölümle beraber acı da silinmişti bu dünyadan. Kurşunlar bitince kadına doğru koştu ağlamaya başladı. Ben acı üzerine kariyerimi inşa ettim dedi. Ama artık yoktu acı. Bu sırada televizyondan haberleri alan bir din adamı acının olmadığı öğrenince gidip şükür için ibadet yaptı. İnsanlar hidayete ermiş acı silinmişti. Dünyada cennet yaşanıyordu. Bu sırada laboratuvarında oturan bir biyolog nasıl bunun mümkün olduğunu anlamaya çalışıyordu. Zarara uğrayan herhangi bir karbon temelli canlının dokusu artık saliselerden kısa bir sürede insan farkında olmadan  yenileniyordu. Ne oluyordu bu dünyada? Anlamak uzun bir süre güç oldu.

Yorumlar