Oblomov ve Düşündürdükleri

Uzun vakitler hastalığıma ad aradım. Meğer oblomovluk'muş bu ataletin adı. Ama kabullenmedim ben bir oblomov değilim diye haykırdım.Önceden öyleysem de artık değil. Diyordum kendi kendime ben potansiyelini çöp eden bir mahlukat olacağım. İvan Gonçarov'a şükranlarımı sunarım. Çekti tokatladı hayatımın muhtemel o bayağı sıkıcı sonunu gösterdi. Oblomov kadar bir tembelliğim söz konusu değil. Ama onun gibi ben de kabuğu kıramadım. Rubiconu geçemedim. 2.Mehmetin yaşındayken İstanbul'u fethedemem diyordum kendi kendime. Şimdi ise Fatih gibi gemileri karadan yürüteceğim. Çevremde çok böyle uyanmamış insan var. Onlara da hem mecazen hem gerçek manada bir sille patlatmak isterim. Daha doğrusu bu ülkede bir çok oblomov var. Asrı saadeti arayanlar halbuki bir masalda yaşamak na mümkün. Onlardan biri olmayacağımı zannediyorum şimdilik. Biliyor musunuz içimde bir oblomov hep yaşayacak çünkü ondaki saflığa da ihtiyaç duyacağım. Bir ay önce bir öykü yazmıştım. Yılbaşına yakın zamanlardı sanırım. Yılbaşı gecesi babasının çağırmasıyla baba evine dönen bir adam. Ne iş yaptığını hatırlamıyorum. Ama parasını kendi kazanıyordu. Fakat derin bir hüzün vardı içinde. Çünkü kimse onu aklına dahi getirmemişti bu gece de. Oblomov'un gene arayanı soranı vardı. Bu adamın yoktu. Kötü kokan sıkıcı bir adamdı. Beyzade değildi oblomov gibi. Ama o da bir oblomovdu. Oblomov'un soylu olduğu için çekmediği dertleri çeken bir oblomovdu. Fatura ödemesi gerekir. Maaşından fazla keyfi harcayamayan her gün ziyafet çekemeyen bir herif. Yani hayat onu kabuğunu kırmasına zorlamıştır. Ama gene de bir oblomovdur. Oblomovkayı anlatırken Gonçarov fazla kitap okumanın zararlı sayıldığını söyler oblomovkada. Bir açıdan doğrudur. Akademik zehirlenme insanda modernitenin doyumsuzluk hissini getirir. İşte bu konuda kafam karışık. Öze dönmek isteğiyle alakalı bir metin yazmıştım bir süre önce bir yere. Fakat fark ediyorum ki her şeyi gördükten sonra bu isteğe cüret etmeli. Yani öze dönerken bile oblomovluğu bir kenara bırakıp hayatı bir müddet yaşadıktan sonra varoluşsal kaygılara savrulmalı insan. Ben gençliğimin bağrında bir insanım bu satırları yazarken ve bir gece yarısı Oblomov denen eserin etkisiyle kuruyorum bu cümleleri. Oblomovda yer yer kendimi kimi zaman da en yakınlarımı görüyorum. Yaşadığım şehrin de kocaman bir oblomovka olduğuna inandım başta. Fakat anladım ki şehir yalnız benim için bir oblomovka diğer insanlar için dolu dolu bir yaşam nehri. Bunca zaman bir tas alıp nehrin akışından yararlanıp doldurmamışım. Dolduracağım elbet. Fakat bana öyle geliyor ki içimdeki bu tutunamayanlık kolay kolay kaybolmayacak.  Kaybolsun da istemiyorum. O da sevdiğim bir renk hayat tablomu boyarken kullandığım. Ama daha az yer alması gerekiyor artık. Çünkü en azından biraz eğlenmek  Kaf dağını aşmak Zümrüdü Anka'yı yakalamak gerekiyor. Şimdilik benden bu kadar sevgili okuyucu. Ben uzun süre daha buradayım burada olacağım. Bana ulaşman çok kolay. 

14 Ocak 2022


Yorumlar